Ağrı Genç İzcilik Spor Kulübü’nde (AGİS) Seyyid Hasan Hulusi Efendi‘nin Mecma’u’l-Âdâb isimli eserinden gerçekleştirdiğimiz bu haftaki dersimizde “Komşuluk İlişkilerinin Âdâbı” başlıklı kısımları okuduk. Dostlarla gerçekleştirdiğimiz müzakerede maddeler halinde özetle şu hususlara değinildi:
Hz. Peygamber’in sünnetine uyarak, ev almadan önce evin komşularını araştırmalı, iyi, ahlâklı ve dindar insanları komşulukta tercih etmelidir. Bu tercih doğru yapılabilirse komşuluk ilişkilerinde İslâm âdâbına uygun, huzurlu, güvenli, bol ecirli, sevaplı komşuluk mümkün olabilecektir. Bu tercih, göç, apartman hayatı, zorunlu kiracılık vb. sebeplerle, genellikle gereğince yapılamadığından, Müslümana düşen vazife, İslâm’ın komşuluk ilişkilerine dair telkin ettiği âdâbı gücü nispetinde öğrenerek yapmaya çalışmasıdır. İnsanlarla sağlıklı iletişim kurmaya çalışmak da olumsuz durumları azaltacağından mutlaka öğrenilmelidir. (İdeal iletişim için bkz. ) Kişinin, komşularına fırsat buldukça, usulünce, sevgiyle İslâm’ın komşuluk âdâbını öğretmesi de dünya ve ahiret saadetine sebep olacaktır.
Bu önemli izahlardan sonra İslâm’ın komşuluk âdabına dair telkinlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Dört yönden 40’ar hane komşu sayılır. (Toplam 160 hane)
- Komşu üç kısımdır: 1. Bir hakka sahip müslüman olmayan komşu, 2. İki hakka sahip müslüman ve komşu, 3. Üç hak sahibi olan hem müslüman hem akraba hem de komşu. Bunların her birinin hakları da azdan çoğa çeşitlilik arz etmektedir.
- Komşuya evinde pişenlerden ikram etmelidir. Komşusu fakir ise gücü nispetinde komşunu da Allah’ın kendisine verdiği rızıklardan nasiplendirmeli, komşusunu kırmadan, üzmeden iyiliklerde bulunmalıdır.
- Komşunun giyeceği ihtiyacı olduğunda bu da yine usulünce, rencide etmeden, başa kakmadan karşılanmalıdır.
- Çarşıdan bir şey alındığında, komşusuna ikram edemeyecekse, aldıklarını gizlemeye çalışarak evine getirmelidir.
- Komşunun hassas olduğu, yapıldığında hoşnut olmadığı şeylerden de sakınmalıdır.
- Komşudan gelen hediye, miktarı ve kalitesine bakılmaksızın, gönül hoşnutluğu ile kabul edilmeli, her halükarda komşunun bizi düşünmüş olmasından sevinç duyulmalıdır.
- Komşunun evine eziyet verecek çöp, hayvan artığı, lağım ayağını ona yaklaştırma vb. işlerden de şiddetle sakınmalıdır. Evler müstakil ise kendi evine yapacağı düzenlemelerin komşusunun rüzgarını, güneşini kesmemesine dikkat etmeli, arzu edilen düzenlemelerin komşuya zarar verip vermeyeceği iyi hesap edilmelidir.
- Kişi kendisi için isteyeceği hayırlı şeyleri komşusu için de istemelidir. Komşusunun malını, şerefini, namusunu kendi malı, şerefi, namusu gibi görmeli ve halel gelmesinden gözü gibi sakınmalıdır.
- Evini satacağı zaman ilk önce bundan komşusunu haberdar etmeli, onun alıp alamayacağını ya da onun önereceği bir alıcının olup olmadığı öğrenilmelidir.
- İyi, ahlâklı, dindar komşusu olan buna çokça şükretmelidir. Çünkü böyle bir komşu hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında insana mutluluk ve hayır getirmektedir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadis-i şerif’inde bu hayır şu şekilde izah edilmiştir; bir kimse vefat ettiğinde iki komşusu onun hakkında iyiliğine şahitlik ederse, Allah c.c. o kulun hataları varsa onları örtecek ve rahmetiyle karşılayacaktır.


Yorum bırakın