Ağrı Genç İzcilik Spor Kulübü’müzde (AGİS) 23 Ocak Cuma (2026) akşamı İslami İlimler fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Emrullah Bolat hocamızın sunumuyla Seyyid Hasan Hulusi Efendi‘nin Mecma’u’l-Âdâb isimli eserinden “Fikir/görüş alışverişinin (İstişârenin) Âdâbı” konulu kısım okundu.
Dostlarla gerçekleştirdiğimiz müzakere notları özetle şu şekildedir:
Dersimizde istişarenin (karşılıklı fikir alışverişinin) Müslümanın acele etmeden, sükûnetle ve ölçülü hareket etmesinin bir parçası olduğu; bunun hem sünnet hem de İslâmî edep içinde yer aldığı vurgulandı. “İş konusunda onlarla fikir alışverişi yap” (Âl-i İmrân) emri gereğince Resûlullah’ın (sav) ashabıyla istişare ettiği hatırlatıldı. İstişarenin, kişiyi yanlışta ısrar ve savrulmadan koruyan; isabet ihtimalini artıran bir bereket kapısı olduğu, ayrıca “kendisiyle istişare edilen kişinin güvenilen kişi” sayıldığı ifade edildi.
Metinde geçen örnekle (Haccâc kıssası), bir kimsenin soru sorup fikir alışverişi yapmasının aslında “güven” ilişkisi kurmak olduğu; bu yüzden istişarenin muhatabını seçmenin adabın kalbi olduğu anlatıldı. Önemli işlerde; dini sağlam, salih, olgun/tecrübeli ve çok şey görmüş kimselere danışma; böyle birini bulamazsa bu vasıfları taşıyana tekrar tekrar danışma prensibi işlendi. Ayrıca bazı kimselerle istişarenin sakıncalı olacağı (bütçe konusunda cimriler, nasihat konusunda kıskançlar, savaş/kriz konusunda korkaklar) hatırlatıldı; metinde kadınlarla istişareye dair tartışmalı bir rivayet de (Kadınlara danışın, dediklerinin tersini yapın) örnek olarak nakledildi, sıhhati ve yorumu ayrıca ele alındı).
Maddeler halinde istişare adabı
- Bir işe niyet edildiğinde acele etmemeli; sakin ve soğukkanlı hareket etmelidir.
- Yapılacak işe başlamadan önce danışmayı/istişareyi alışkanlık hâline getirmelidir.
- İstişareyi “sünnet ve edep” bilinciyle yapmalı ki ahirete yönelik kazanımları olsun.
- İstişare edilen kişiyi “güvenilen kimse” kabul edip ona göre saygı ve ciddiyet göstermelidir.
- Önemli işlerde ehil kimseyi seçmeli: dini sağlam, salih, olgun ve tecrübeli olanlara danışmalıdır. Bu özelliklere sahip olmayan birinin doğru kararlar almamıza yardımcı olması mümkün değildir.
- İstişare birden fazla kimseyle yapılmalı, bu vasıfları taşıyan başka başka kimseler bulunamazsa, en azından bu vasıfları taşıyana sadece bir kişiye tekrar tekrar danışmalıdır. Böylece meseleler detaylandırılabilir ve doğru kararlara varılabilir.
- İstişareyi mahremiyet ve sınırlar içinde yürütmeli, kime neyi danıştığını bilmelidir. Bu duruma istişare edilen kimsenin ehliyeti denilir.
- Para harcama konusunda cimrilerle istişare etmemelidir. Çünkü o eli sıkılığı tavsiye, telkin edecek, böylece cömertliğin dünyevi-uhrevi faydalarından kişiyi mahrum edecektir.
- Nasihat/ilişki meselelerinde kıskanç kimselerle istişare etmemelidir. Kıskanç kimse doğru kararlar neticesi ortaya çıkacak faydaları kıskanacağı için yarar değil zararlı görüşler ortaya koyacaktır.
- Kriz/harp gibi konularda korkak kimselerle istişare etmemelidir. Çünkü kriz anında cesaret devreye girmeli, sorunlarla yüzleşmelidir. Oysa korkak buna cesaret edemez. Bu konuda şu kitabı tavsiye edebiliriz: Hz. Peygamber’in Kriz Yönetimi – Muammer Bayraktutar.




Yorum bırakın