Ağrı Genç İzcilik Spor Kulübü’müzde (AGİS) 3 Nisan Cuma (2026) akşamı İslami İlimler fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Emrullah Bolat hocamızın sunumuyla Seyyid Hasan Hulusi Efendi‘nin Mecma’u’l-Âdâb isimli eserinden “Makam Sahiplerinin Âdâbı” konulu kısım okundu.
Dostlarla gerçekleştirdiğimiz müzakere notları özetle şu şekilde:
Bu derste, makam ve idare sorumluluğu taşıyan kişilerin ahlâkı üzerinde duruldu. Metinde önce, insanların işlerini yürütecek yönetici ve sorumluların varlığının gerekli olduğu; fakat bu görevin büyük bir vebal taşıdığı hatırlatıldı. Ardından hadisler eşliğinde, Allah bir yönetici için hayır dilerse ona sadık ve hayırlı yardımcılar nasip edeceği, hikmetine uygun olarak zarar dilerse de onu yanlışta yalnız bırakacak veya kötülüğe sürükleyecek kimselerle karşı karşıya bırakacağı anlatıldı. Böylece yöneticiliğin yalnızca yetki değil; doğru çevre, doğru danışman ve güçlü bir sorumluluk bilinci gerektirdiği vurgulandı.
Metnin devamında ise makam isteme hırsı, göreve talip olma tutkusu ve kamu görevini şahsî menfaate çevirme tehlikesi ele alındı. Hz. Peygamber’in, isteyen ve hırslı olan kimseleri göreve getirmemesi; görevi özellikle isteyen kişinin çoğu zaman kendi nefsine bırakılacağını, istemeden ama ehil olduğu için görevlendirilen kişiye ise Allah’ın yardım edeceğini bildirmesi çok dikkat çekicidir. Ayrıca yöneticilik ve memurluk gibi görevlerde alınan hediyelerin şahsî mal sayılamayacağı, bunların kamu hakkı ile ilgili olduğu ortaya kondu. Böylece dersimizde, makamın bir üstünlük değil emanet, yöneticiliğin de bir ayrıcalık değil hesap verilecek ağır bir sorumluluk olduğunu hatırlatılmış oldu.
Dersten çıkan mesajlar:
- Makam ve yöneticilik, istenip peşine düşülecek bir şeref değil, ağır bir emanettir.
- Bir görev için en önemli ölçü, ehliyet ve liyakattir.
- Yönetici için en büyük nimetlerden biri, ona doğruları hatırlatan sadık yardımcılardır.
- Makam hırsı, kişiyi çoğu zaman sağlıklı karar vermekten uzaklaştırır.
- Görevi özellikle isteyen kişi, çoğu zaman nefsiyle baş başa kalma tehlikesi taşır.
- Kendisine görev verilen kişi, o görevi Allah’ın yardımıyla ve emanet bilinciyle yürütmelidir.
- Kamu görevi şahsî çıkar elde etme alanı değildir.
- Görev sebebiyle alınan hediyeler, çoğu zaman şahsa değil makama verilmiş sayılır.
- Yöneticilikte en büyük tehlikelerden biri, yetkiyi menfaate dönüştürmektir.
- Doğru yönetici, halkın malını kendi malı gibi değil, korunması gereken bir emanet gibi görür.
- Makam sahibi kişi, çevresindeki insanları iyi seçmeli; kendisini uyaran, eksiğini tamamlayan kimselerle çalışmalıdır.
- İslâmî anlayışta liderlik, övünülecek bir ayrıcalık değil; ahlâk, adalet ve hesap bilinci gerektiren bir hizmettir.




Yorum bırakın