Ağrı Genç İzcilik Spor Kulübü’müzde (AGİS) 8 Mayıs Cuma (2026) akşamı Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni Harun Yıldız hocamızın sunumuyla Seyyid Hasan Hulusi Efendi‘nin Mecma’u’l-Âdâb isimli eserinden “Selam vermenin âdâbı” konulu kısımlar okundu.

Derste selâmın, Müslümanlar arasındaki kardeşlik hukukunun en temel göstergelerinden biri olduğu vurgulandı. Kur’ân-ı Kerîm’de selâma daha güzeliyle veya en azından aynısıyla karşılık verilmesinin emredildiği hatırlatılarak, selâmın sadece bir söz değil; muhataba güven, esenlik, dua ve değer verme anlamı taşıyan güçlü bir İslâmî edep olduğu ifade edildi. Selâmın “Esselâmü aleyküm”, “Selâmün aleyküm” gibi ifadelerle verilebileceği; buna karşılık daha güzel, artırılmış bir cevapla mukabele etmenin faziletli olduğu anlatıldı.

Sohbetin devamında selâmın âdâbı ayrıntılı biçimde ele alındı. Selâm veren ve alan kişinin sesini duyurması, bir meclisten ayrılırken selâm verilmesi, tanıdık olsun olmasın karşılaşılan kimselere selâmın yaygınlaştırılması, binekte olanın yayaya, küçüğün büyüğe, az olanların çok olanlara selâm vermesi gibi ölçüler üzerinde duruldu. Ayrıca iki kişi konuşurken araya bir engel girdikten sonra tekrar karşılaştıklarında selâmı yenilemeleri gerektiği, selâmlaşmanın musâfaha (tokalaşma) ile tamamlanmasının sünnet olduğu ve musafahanın kalplerdeki kin ve kırgınlığı gidermeye vesile olacağı belirtildi. Ders boyunca selâmın, Müslümanlar arasında sevgi, güven, kardeşlik ve toplumsal huzuru artıran canlı bir ibadet şuuru olduğu özellikle vurgulandı.

Dersten çıkan mesajlar:

  • Selâm, Müslümanlar arasındaki kardeşliğin, muhabbetin ve güvenin en görünür işaretlerinden biridir.
  • Selâm vermek yalnızca bir nezaket ifadesi değil; karşıdaki kişiye dua etmek, esenlik dilemek ve değer vermektir.
  • Kur’ân’ın emri gereği verilen selâma daha güzeliyle veya en azından aynısıyla karşılık verilmelidir.
  • Selâmı “Esselâmü aleyküm” ya da “Selâmün aleyküm” şeklinde vermek caizdir; “ve rahmetullahi ve berekâtühû” ilavesiyle karşılık vermek daha faziletlidir.
  • Selâm veren ve selâmı karşılayan kimseler, birbirlerine seslerini duyurmalıdır.
  • Tanıdık olsun olmasın, Müslümanlara selâm vermek İslâm’da faziletli davranışlardandır.
  • Bir meclisten ayrılırken selâm vermek, orada bulunanlara karşı edep ve saygının gereğidir.
  • Binekte olan yayaya, küçük büyüğe, az olanlar çok olanlara selâm vermelidir.
  • Selâm, insanlar arasındaki mesafeyi azaltır; sevgi, yakınlık ve kardeşlik bağlarını güçlendirir.
  • Musafaha, selâmlaşmayı tamamlayan güzel bir sünnettir.
  • El sıkışmak ve musafaha etmek, kalpteki kin, kırgınlık ve soğukluğu gidermeye vesile olur.
  • Selâmı yaygınlaştırmak, toplumda güven, merhamet ve muhabbet iklimi oluşturur.
  • Eve girerken aile fertlerine selâm vermek, evin bereketini ve huzurunu artıran bir edeptir.
  • Evde kimse yoksa “Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn” diyerek selâm vermek tavsiye edilmiştir.

Dersin temel mesajı, selâmın dilde kalan basit bir söz değil; Müslüman şahsiyetini, kardeşlik bilincini ve toplumsal huzuru inşa eden önemli bir sünnet olduğudur.

Yorum bırakın

REHBER İFADELER

“Allah’a ve âhirete inanan kimsenin yapacağı en doğru iş ve gideceği en güzel yol, daima hayır söylemesi; insanların irşatlarına, iyiliklerine yarayacak faydalı söz söylemesi veya onlara dünya ve ahiret hakkında bilgi vermesidir. Veya sükut edip gönlünü Hakk’a bağlayıp bir taraftan hatalarını düşünmesi, kusurlarını telafi edecek çareler araması bir taraftan da dinî ve uhrevî hayatı için hayırlı ve faydalı kitapların mütalaasıyla vakitlerini hayırlarda geçirmeye çalışmasıdır. Bu; insana yarayan en güzel bir harekettir.. Bunun için en güzel ve kolay çare; olgun ve kâmil kişilerle dost olmak ve onların sohbetlerinden istifade etmektir.
~ Mehmed Zahid Kotku, Haklar ve Vazifeler, s. 194.

KATEGORİLER

Emrullah Bolat Tasarladı