Okuma üzerine konuşulup yazılırken çoğu zaman ilk akla gelen iki soru şudur: Okumanın faydaları nelerdir ve neler okunmalıdır? Elbette bu sorular önemlidir; FAKAT ben bu yazıda daha çok kendi okuma nedenime ve okuma biçimime temas etmek istiyorum. Çünkü insanın okuma faaliyeti yalnızca bilgi edinme arzusuyla açıklanamaz. Okuma, kimi zaman zihni toparlayan, kimi zaman ruhu tazeleyen, kimi zaman da insanın hayat gayesiyle yeniden bağ kurmasına vesile olan kişisel gayrete dayalı bir imkândır. Bu yüzden benim için okumak, hayatıma anlam katma çabasının doğal bir parçasıdır diyebilirim.
Okuduğum kitaplarla bilgilerimi yenilemeye, düşüncelerimi düzenlemeye ve ruh hâlimi tazelemeye çalışıyorum. Gayeme uygun metinler, bana sadece yeni bilgiler kazandırmıyor; aynı zamanda bir teselli, bir istikamet ve bir İÇ MUHASEBE zemini sunuyor. (Yûsuf el-Hemedânî hazretleri Hayat Nedir sorusuna kısaca “teselli” bulmaktır der. Diğer bir ifadeyle “meşguliyet” Ama neyle? İman, İslâm, İhsân ile…) Bu yönüyle okuma, gündelik hayatın dağınıklığı içinde kendimi yeniden toparlamama yardım eden sakin bir durak gibidir. Bazen birkaç sayfa, bazen kısa bir paragraf bile insanın zihninde yeni bir kapı aralayabilir. Önemli olan, kitabı hayatın dışında ayrı bir faaliyet olarak değil, hayatın içinde insana eşlik eden bir dost olarak görebilmektir.
Okumaya devam edebilmek için uygun ortamı beklemek yerine, bulunduğum ortamı okumaya elverişli hâle getirmeye çalışıyorum. (Aşağıdaki galeride yer alan görseller bu mekanlara dair bazı örnekler…kimi zaman aile ortamında, kimi zaman dost ziyaretinde…) Evde, yolculukta, bir kurumda sıra beklerken ya da kalabalık ve gürültülü bir yerde kısa da olsa bir şeyler okumak mümkündür. Bu bana biraz da “halk içinde Hak ile beraber olmak” sûfî ilkesini hatırlatıyor. İnsan, haklarını ve vazifelerini ihmal etmeden, hayatın akışı içinde kendisine küçük okuma fırsatları açabilir. Okumak için her zaman sessiz, geniş ve tamamen müsait zamanlar beklenirse, çoğu zaman okumaya hiç başlanamayabilir. Oysa okumayı hayatın içine yerleştiren kişi, kısa boşlukları bile bereketli birer imkâna dönüştürebilir.
Elbette meslek de bu konuda önemli bir yardımcıdır. Özellikle mesleği okuduklarıyla, düşündükleriyle ve yazdıklarıyla doğrudan ilişkili olan benim gibiler için… Fakat okumayı sadece meslekî bir zorunluluk olarak görmek de eksik olur. Öğrencilik yıllarımda İstanbul’da uzun yolculuklar yaparken vasıtalarda okuduğum kitaplar, bekleme salonlarında değerlendirdiğim kısa vakitler ve günlük hayatın arasına yerleştirdiğim küçük okumalar bana şunu öğretti: Okumak için önce büyük zamanlar değil, güçlü bir niyet gerekir. Niyet güçlüyse insan her yerde ve her durumda kitaba dönecek bir yol bulabilir.
Bu yazımda kısaca okuma sebebime ve okuma biçimime temas etmeye çalıştım. Elbette okuma meselesi bununla sınırlı değildir. Okumanın insana ne kazandırdığı, zihni ve ahlâkî gelişime nasıl katkı sunduğu, hangi kitapların hangi niyet ve önceliklerle okunabileceği de ayrıca üzerinde durulması gereken başlıklardır. Bu nedenle bir sonraki yazımız belki de “okumanın faydaları” ve “neler okunmalı?” soruları etrafında şekillenecek; okuma yolculuğunu biraz daha geniş bir çerçevede ele almaya imkân verecektir.
Yazının mesajlarını maddeler halinde şöyle özetleyebilirim:
- Okuma, yalnızca bilgi edinme faaliyeti değil; hayatı anlamlandırma çabasıdır.
- İnsan, gayesine uygun kitaplarla bilgisini, ruh hâlini ve düşünce dünyasını tazeleyebilir.
- Okumak için ideal zamanı ve ortamı beklemek yerine, mevcut şartlar içinde fırsat oluşturmak gerekir.
- Kalabalık, yolculuk, bekleme ve günlük meşguliyetler okumaya engel değil; doğru niyetle değerlendirilebilecek imkânlardır.
- Kısa okumalar da değerlidir; bazen birkaç sayfa bile insanın zihnini ve gönlünü toparlayabilir.
- Mesleği okumaya bağlı olanlar için kitapla ilişki büyük bir destek unsurudur; fakat okuma sadece meslekî bir zorunluluğa indirgenmemelidir.
- Haklar ve vazifeler ihmal edilmeden hayatın içine yerleştirilen okuma, daha kalıcı ve bereketli olur.
- Okuma alışkanlığı, büyük boş vakitlerden önce güçlü bir niyet ve süreklilik ister.












Yorum bırakın