Bismillah ve’l-hamdu lillâh ve’s-salâtu ve’s-selâmu alâ Rasûlillâh

Bir önceki yazımda daha çok “neden ve nasıl okurum?” sorusu üzerinde durmuş; okumanın benim hayatımda nasıl bir yere sahip olduğunu, okumaya nasıl vakit ayırmaya çalıştığımı ve uygun ortamı beklemek yerine mevcut şartlar içinde okuma fırsatları oluşturmanın önemini ifade etmiştim. Orada, okumanın benim için yalnızca bilgi edinme faaliyeti olmadığını; aynı zamanda hayatı anlamlandırma, ruh hâlini tazeleme, düşünceleri düzenleme ve teselli bulma vesilesi olduğunu dile getirmiştim. Bu ve bundan sonraki üçüncü yazımda ise meseleyi biraz daha genişleterek okumanın faydaları ve nelerin okunması gerektiği üzerinde durmak istiyorum. Şimdi öncelikli konum okumanın faydaları olacak.

Okumak, bilgi edinme yollarının en önemlilerinden biridir.

Okumak, bilgi edinme yollarının en önemlilerinden biridir. İnsan elbette ders, seminer, konferans, sohbet ve benzeri ortamlar yoluyla da bilgi sahibi olabilir. Bunun yanında iyi bir gözlemci olan kişi, insan ilişkilerinden, gündelik hayattan ve karşılaştığı olaylardan da pek çok şey öğrenebilir. Fakat bütün bu imkânlara rağmen kitap okumanın kendine mahsus bir yeri vardır. Çünkü insan çoğu zaman doğrudan muhatap olamayacağı âlimlerin, düşünürlerin, edebiyatçıların ve tecrübe sahiplerinin birikimine kitaplar aracılığıyla ulaşır. Bu yönüyle kitap, zaman ve mekân sınırlarını aşan bir öğrenme imkânı sunar.

Bazı kitaplar da insanı uyandırır, kendisine getirir, daha iyiye ve daha güzele yöneltir.

Kitap okuma konusunda motive edici bulduğum bazı sözler vardır. Bunlardan biri Atâullah İskenderî Hazretleri’ne nispet edilen şu hikmetli ikazdır: “Hâli seni uyandırmayan ve sözü seni Allah’a teşvik etmeyen kimseyle arkadaşlık etme.” Bu söz, insan ilişkileri için söylendiği kadar kitaplarla kurduğumuz ilişki için de düşündürücüdür. Zira bazı kitaplar da insanı uyandırır, kendisine getirir, daha iyiye ve daha güzele yöneltir. Böyle kitaplar yalnızca okunup geçilen metinler değil, insanın iç yolculuğuna eşlik eden sıkı dostlar gibidir. Önceki yazıda ifade ettiğim gibi, okumanın bana teselli vermesi, ruh hâlimi tazelemesi ve gayemi hatırlatması biraz da bu dostluk yönüyle ilgilidir.

Okumak, insana rehberlik eder.

Hâce Yûsuf el-Hemedânî’ye ait bir tavsiye de kitabın rehberlik yönünü göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır. Kendisine, vefatından sonra danışacak, istifade edecek ve iyi ilişki kuracak bir rehber bulamadıklarında ne yapmaları gerektiği sorulduğunda, içinde bulundukları yolun büyüklerine ait eserlerden her gün belirli miktarda okumalarını tavsiye ettiği nakledilir. Bu tavsiyede okumanın faydası adeta sorunun içinde saklıdır: Okumak, insana rehberlik eder. Kişinin doğrudan yanında bulunamadığı büyüklerle, onların eserleri üzerinden irtibat kurmasına imkân sağlar. Benzer şekilde Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin de eserleri aracılığıyla mürşidlerle ve rehberlerle irtibatın sürdürülebileceğine işaret etmesi, kitabın yalnızca bilgi veren değil, yön gösteren bir imkân olduğunu da ortaya koyar.

İnsan okudukları sayesinde kendisini muhasebe eder…

Bu açıdan bakıldığında okumanın en önemli faydalarından biri, insana istikamet kazandırmasıdır. Kitap, doğru seçildiğinde sadece zihni beslemez; kalbi de diri tutar, niyeti yeniler, davranışları gözden geçirme fırsatı sunar. İnsan okudukları sayesinde kendisini muhasebe eder, dağınık hâllerini toparlar ve hayatına yön verecek ölçüler edinir. Bir önceki yazıda üzerinde durduğum kişisel okuma tecrübelerim de aslında bu noktaya bağlanmaktadır: Benim için okumak, yalnızca boş vakti değerlendirmek değil; hayatın akışı içinde kendimi yeniden düzenleme ve yönümü hatırlama çabasıdır.

İnşaallah gelecek yazımda “neler okunmalı?” sorusunu kendimce cevaplamaya çalışarak bu yazımı daha somut hale getireceğim. Selâmun aleyküm.

Yorum bırakın

REHBER İFADELER

“Allah’a ve âhirete inanan kimsenin yapacağı en doğru iş ve gideceği en güzel yol, daima hayır söylemesi; insanların irşatlarına, iyiliklerine yarayacak faydalı söz söylemesi veya onlara dünya ve ahiret hakkında bilgi vermesidir. Veya sükut edip gönlünü Hakk’a bağlayıp bir taraftan hatalarını düşünmesi, kusurlarını telafi edecek çareler araması bir taraftan da dinî ve uhrevî hayatı için hayırlı ve faydalı kitapların mütalaasıyla vakitlerini hayırlarda geçirmeye çalışmasıdır. Bu; insana yarayan en güzel bir harekettir.. Bunun için en güzel ve kolay çare; olgun ve kâmil kişilerle dost olmak ve onların sohbetlerinden istifade etmektir.
~ Mehmed Zahid Kotku, Haklar ve Vazifeler, s. 194.

KATEGORİLER

Emrullah Bolat Tasarladı