















Fütûhât-ı Mekkiyye, c. 2, s. 332





Fütûhât-ı Mekkiyye, c. 2, s. 342




















Allah Rasûlü’nün Sünnetlerini küçümseyen ve onları icra etmeyenler ancak nefs ve şeytanın avaneleridirler. En kâmil insan Allah Rasulü’dür. Kemâlât sahibi olduğunu iddia edenler acaba hiç mi düşünmüyorlar? Allah Rasûlü bugün hayatta olsaydı nasıl yaşayacak, Zamanın gereği bir takım şeylerde değişiklikler oldu. Ve o değişiklikleri Allah Rasûlü’de uygulardı” diyorlar. Bu sözü söyleyenler Allah Rasûlü’nün Hatemü-l Enbiyâ oluşunun sırrını idrâk etmemiş sufflî bir takım nefisperest kimselerdir. Madem ki O Hatem-ul Enbiyâ’dır Onun getirdikleri kemâlât açısında en son ve mükemmeldir. En son ve mükemmel olanları icra etmesi ister hayatta olsun ister olmasın değişmez.
Muhal farz Allah Rasûlü günümüzde yaşasaydı da en mükemmel olanları yine icra ederdi. Hayatını o gün nasıl düzenlemişse bugün de aynen düzenlerdi. Bütün bunları anlatmamızdaki amaç Âlem-i Şehadette su da (ilim)de yüzenlerin işin hakikâtine vakıf olmaları içindir.
İşin hakikâtine vakıf olduktan sonra ayakların! sağlam yere basar. Âlem-i Melekûtta hâsıl olacak ilimlerde noksanlık olursa Âlem-i Şehadette de icra ettiği sıfatlara bakmalı. O sıfatları ve ahlâkları hakkıyla icra ediyor mu etmiyor mu?.. Zira kusur onun kendisindedir. Derhal o kusurlarını tesbit etmeli ve onları telafi etmeye çalışmalı. Hangi sıfat ve ahlâkı icra ettiğinde eğer onda kemâlata ermiyorsa o icra ettiği sıfat ve ahlâkta ait olan fitneleri gidersin. Ondan sonra Melekût Âlemine yönetsin. Öyle ise, Âlem-i Şehadette icra ettiklerimiz Âlem-i Melekûttaki hakikâtlere ulaşmanın basamaklarıdır.
İşin ehlî olanlar, yapacakları işin başlangıcı ve sonucunu tesbit ederek yaparlar. Amma bizim için önemli olan; bu başlangıç ve sonuç üzerinde fazla kalmamak. Allah Rasûlü neyi tavsiye etmişse biz onu yaparız. Yapmamızda şevkimizin artması için hikmetlerine bakarız. Yoksa Onun tavsiye ettiklerinin sıhhatli mı, değil mi tartışmasına girmek olan cidal etmememiz lâzım.
İbn Arabî, Mevâkiu’n-Nücûm, s. 270-272.
Bu pasajda İbn Arabî, Peygamber Efendimiz’in sünnetinin zaman ve mekânla kayıtlı olmadığını vurguluyor. Ona göre Hz. Peygamber “Hatemü’l-Enbiyâ” olduğu için getirdiği kemalât en son ve değişmezdir. Bugün yaşasaydı da aynı mükemmelliği uygulardı. Ayrıca “Âlem-i Şehadet”te yani görünen dünyada sünneti yaşamanın, “Âlem-i Melekût”taki hakikatlere ulaşmanın basamağı olduğunu anlatıyor.



