5 Haziran 2026 Cuma günü Ağrı İlim Çevre Spor Kulübümüzde, Dr. Öğr. Üyesi Emrullah Bolat hocamızın sunumuyla Seyyid Hasan Hulusi Efendi’nin Mecma’u’l-Âdâb isimli eserinden ahlâkî ve sosyal hayatı doğrudan ilgilendiren bazı bölümler okunup müzakere edildi.

Sohbette “Borçlanmanın Âdâbı”, “Borç Vermenin Âdâbı”, “Müminlerden Bir Şey İstemenin Âdâbı”, “Âmâ/Kör Olan Kimseye Yardım Etmenin Âdâbı” ve “Yolculuğa Çıkmanın Âdâbı” başlıkları ele alındı. Bu başlıklar üzerinden Müslüman şahsiyetin hem maddî ilişkilerde hem de toplumsal sorumluluklarda nasıl bir edep, niyet ve ahlâk ölçüsüyle hareket etmesi gerektiği üzerinde duruldu.

Borçlanmanın âdâbı bölümünde, müminin zaman zaman maddî sıkıntıya düşebileceği ve ihtiyaç hâlinde borç almasının mümkün olduğu; ancak borcun mutlaka geri ödeme niyetiyle alınması gerektiği vurgulandı. Hadislerde, ödemek niyetiyle borçlanan kimseye Allah’ın yardım edeceği, ödememe niyetiyle borçlanan kimsenin ise kul hakkı altına gireceği ifade edildi. Borç alan kişinin imkân bulur bulmaz borcunu ödemesi, geciktirmemesi, ödeyemediğinde ise alacaklısına durumu bildirip özür dilemesi ve süre istemesi gerektiği anlatıldı. Ayrıca borcun insanı gece üzen, gündüz de zillet içinde bırakan ağır bir yük olabileceği hatırlatılarak mümkün mertebe borca girmekten sakınılması gerektiği belirtildi.

Borç vermenin âdâbı bölümünde, borç vermenin ihtiyaç sahibine yapılan önemli bir iyilik olduğu ve sadakadan farklı olarak kişiyi geçici sıkıntısından kurtarma yönü bulunduğu ifade edildi. Borç vermenin sadakadan daha hayırlı olabileceğine dair rivayetler üzerinden, borç isteyen kişinin gerçekten bir darlık içinde olabileceği ve ona yardımcı olmanın büyük fazilet taşıdığı anlatıldı. Bununla birlikte borç veren kimsenin Allah rızasını gözetmesi, borçluyu küçük düşürmemesi, onu sıkıştırmaması ve ödeme güçlüğü yaşayan kişiye mühlet tanıması gerektiği vurgulandı. Borç verme ahlâkının, sadece maddî yardım değil; merhamet, anlayış ve kul hakkı bilinciyle birlikte yürüyen bir kardeşlik görevi olduğu belirtildi.

Müminlerden bir şey istemenin âdâbı başlığında, insanın mümkün olduğunca başkalarından istemekten uzak durması ve Allah’a tevekkül ederek iffetli bir duruş sergilemesi gerektiği üzerinde duruldu. Hadislerde, insanlardan bir şey istememeyi prensip edinen kimsenin cennetle müjdelendiği, kanaatkâr ve tok gözlü olmanın ise Allah katında makbul bir ahlâk olduğu ifade edildi. Ancak gerçekten ihtiyaç hâli ortaya çıktığında, yardım istenecek kimselerin merhametli, hâlden anlayan ve iyilik sahibi kişilerden seçilmesi gerektiği anlatıldı. Yardım isteyen kimsenin de karşı tarafı zor durumda bırakmaması, isteği yerine gelmediğinde kırılmaması ve kimseyi suçlamaması gerektiği vurgulandı.

Âmâ/kör olan kimseye yardım etmenin âdâbı bölümünde, görme engelli kimselere yardım etmenin büyük bir sevap olduğu ifade edildi. Görmenin Allah’ın büyük nimetlerinden biri olduğu, gözün görmemesinin ise bir imtihan olduğu hatırlatıldı. Rivayetlerde gerçek körlüğün yalnızca gözün görmemesi değil, kalbin hakikati görmemesi olduğu belirtilerek meselenin hem bedenî hem de mânevî yönüne dikkat çekildi. Görme engelli bir kimseye yol göstermek, onu tehlikelerden korumak, ihtiyaç duyduğunda yanında olmak ve hayatını kolaylaştırmak, Müslüman’ın merhamet ve kardeşlik sorumluluğunun bir parçası olarak değerlendirildi.

Yolculuğa çıkmanın âdâbı başlığında, yolculuğun Müslüman hayatındaki yeri, sebepleri ve edebi ele alındı. Yolculuğun hac, ilim öğrenmek, nefsi terbiye etmek, helâl kazanç elde etmek, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek ve fitneden uzaklaşmak gibi meşru amaçlarla yapılabileceği ifade edildi. Yolculuğa çıkmadan önce uygun günü seçmek, iki rekât namaz kılmak, dua etmek, aile ve dostlarla vedalaşmak, mümkünse yalnız yola çıkmamak, yol arkadaşını iyi seçmek, yolculukta başkan/rehber belirlemek, yolda arkadaşlarla iyi geçinmek ve dönünce eve ansızın girmemek gibi âdâb üzerinde duruldu. Ayrıca yolculuktan dönen kimsenin ailesine hediye getirmesinin gönül alıcı bir davranış olduğu belirtildi.

Sohbetten çıkan mesajlar:

  • Müslüman, maddî ilişkilerinde niyetini temiz tutmalı ve kul hakkı bilinciyle hareket etmelidir.
  • Borç, ihtiyaç hâlinde alınabilir; fakat mutlaka ödeme niyetiyle alınmalıdır.
  • Ödememe niyetiyle borç almak büyük bir vebal ve kul hakkıdır.
  • Borçlu kişi imkân bulduğu anda borcunu geciktirmeden ödemelidir.
  • Borcunu ödeyemeyen kimse alacaklısını habersiz bırakmamalı, özür dileyip mühlet istemelidir.
  • Mümkün olduğunca borca girmekten sakınmak, insanın huzurunu ve vakarını korur.
  • Borç vermek, darda kalmış bir kardeşin sıkıntısını gidermek bakımından büyük fazilettir.
  • Borç veren kişi karşısındakini incitmemeli, onu mahcup etmemeli ve sıkıştırmamalıdır.
  • Ödeme güçlüğü yaşayan borçluya süre tanımak, merhamet ve kardeşlik ahlâkının gereğidir.
  • Mümin, mümkün olduğunca başkalarından bir şey istememeye gayret etmeli; kanaat, iffet ve tevekkül sahibi olmalıdır.
  • Gerçek ihtiyaç hâlinde yardım istemek gerekiyorsa, bu iş edep ve ölçü içinde yapılmalıdır.
  • Yardım isteyen kimse isteği karşılanmadığında kırıcı olmamalı, karşı tarafı suçlamamalıdır.
  • Yardım edilecek kimseler arasında merhametli ve güvenilir kişiler tercih edilmelidir.
  • Görme engelli kimselere yardım etmek, toplum içinde merhamet ve sorumluluk bilincini güçlendirir.
  • Asıl körlük, gözün değil; kalbin hakikati görememesidir.
  • Engelli kimselere yol göstermek, destek olmak ve hayatlarını kolaylaştırmak İslâmî kardeşliğin gereğidir.
  • Yolculuk, sadece yer değiştirmek değil; niyet, dua, tevekkül, sabır ve edep isteyen bir hâlidir.
  • Yolculuğa çıkmadan önce dua etmek, namaz kılmak ve Allah’a sığınmak tavsiye edilmiştir.
  • Kişi yolculuğa çıkarken ailesi ve dostlarıyla helalleşmeli, onların duasını almalıdır.
  • Yalnız yolculuk yerine salih ve güvenilir yol arkadaşlarıyla yolculuk yapmak daha uygundur.
  • Yol arkadaşları birbirine yardımcı olmalı, kırıcı ve bencil davranışlardan uzak durmalıdır.
  • Yolculukta beraber hareket etmek, ayrılığa düşmemek ve güvenliği gözetmek önemlidir.
  • Yolculuktan dönen kimsenin ailesine haber vermesi ve eve uygun vakitte girmesi edeptendir.
  • Yolculuktan dönüşte aileye küçük de olsa hediye getirmek gönül alıcı bir davranıştır.
  • Dersin genel mesajı, Müslüman’ın borçta, yardımda, istemede, engelliye destek olmada ve yolculukta daima edep, merhamet, sorumluluk ve Allah rızası ekseninde yaşaması gerektiğidir.

Yorum bırakın

REHBER İFADELER

“Allah’a ve âhirete inanan kimsenin yapacağı en doğru iş ve gideceği en güzel yol, daima hayır söylemesi; insanların irşatlarına, iyiliklerine yarayacak faydalı söz söylemesi veya onlara dünya ve ahiret hakkında bilgi vermesidir. Veya sükut edip gönlünü Hakk’a bağlayıp bir taraftan hatalarını düşünmesi, kusurlarını telafi edecek çareler araması bir taraftan da dinî ve uhrevî hayatı için hayırlı ve faydalı kitapların mütalaasıyla vakitlerini hayırlarda geçirmeye çalışmasıdır. Bu; insana yarayan en güzel bir harekettir.. Bunun için en güzel ve kolay çare; olgun ve kâmil kişilerle dost olmak ve onların sohbetlerinden istifade etmektir.
~ Mehmed Zahid Kotku, Haklar ve Vazifeler, s. 194.

KATEGORİLER

Emrullah Bolat Tasarladı