Ağrı İlim Çevre Spor Kulübümüzde, 4 Kasım 2026 Çarşamba akşamı saat 19.00’da, Dr. Öğr. Üyesi Emrullah Bolat’ın sunumuyla gerçekleştirdiğimiz Riyâzü’s-Sâlihîn dersinde, İmam Nevevî Hazretlerinin hayatını, eserlerini ve yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal şartlarını ele aldık. Dersimize, büyüklerin hayatlarını okumanın anlamı üzerinde durarak başladık. Süfyân b. Uyeyne’ye nispet edilen, salihlerin anıldığı yere rahmet ineceğini bildiren sözü; İbnü’l-Cevzî’nin büyüklerin haberleri ve eserleriyle meşgul olmayı onlarla görüşmeye benzeten değerlendirmesini hatırladık. Abdullah b. Mübârek’in hadislerle meşgulken kendisini Hz. Peygamber ve ashabıyla beraber hissetmesini de bu çerçevede konuştuk. Merhum Prof. Dr. Mahmud Es‘ad Coşan’ın Başmakaleler 2 adlı eserindeki, okumaya bir ibadet gibi zaman ayırma tavsiyesinden hareketle, âlimlerin hayatlarını okumanın yalnızca bilgi edinmek değil, onların ilim ve ahlâkından istifade etmek olduğunu vurguladık.

Bu düşünceler eşliğinde, 631/1233 yılında Suriye’nin Havran bölgesindeki Nevâ’da doğan İmam Nevevî’nin hayatına geçtik. Çocukluk yıllarında babasının dükkânında çalışmasını, Kur’an okumaya sevgisini, küçük yaşlarda hıfzını tamamlamasını ve ilim tahsilindeki yoğun gayretini ele aldık. İlmi Allah’ın rızasını kazanmanın üstün yollarından biri olarak görmesi, farklı hocalardan günde on iki ders okuyacak kadar disiplinli çalışması ve hocalarına duyduğu derin hürmet üzerinde durduk. Hadis ve Şâfiî fıkhındaki birikimini, hocalarını ve talebelerini tanırken, onun ilmini yaşayışıyla tamamlayan yönünü de hatırladık. Kendini övme anlamı taşıdığı düşüncesiyle “Muhyiddin” lakabından hoşlanmaması, sade kıyafetleri, tevazusu, kazancını kitaplara harcaması ve kitaplarını medreseye vakfetmesi dikkat çeken örneklerdi. Kur’an, ilim ve ibadeti birlikte sürdürmesi; yöneticiler karşısında, özellikle Sultan Baybars’a yönelik uyarılarında sergilediği ciddi ve ilkeli tutum, onun hem âlim hem de ilmiyle amel eden bir şahsiyet olduğunu gösteriyordu. Kudüs ziyaretinin ardından Nevâ’ya dönen Nevevî’nin 676/1277 yılında burada vefat ettiğini de hatırlattık.

Ardından İmam Nevevî’nin ilmî mirasını eserleri üzerinden değerlendirdik. Riyâzü’s-Sâlihîn, el-Minhâc fî Şerhi Sahîhi Müslim b. el-Haccâc ve el-Ezkâr başta olmak üzere hadis alanındaki çalışmalarını; Şâfiî fıkhına, dile, Kur’an’a ve farklı ilim dallarına dair eserlerini kısaca tanıdık. Bu geniş birikimden hareketle Riyâzü’s-Sâlihîn’in yazılış gayesine yöneldik. Okumalarımızda esas aldığımız, Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan ve Prof. Dr. Raşit Küçük tarafından hazırlanan şerhin açıklamaları eşliğinde, hicrî yedinci yüzyılın meselelerini konuştuk. Haçlı seferleri ve Moğol akınlarının oluşturduğu dış tehditlerin yanında iç karışıklıklar, servet ve haz arayışının dinî hayatı zayıflatması ve bazı çevrelerde dünyadan bütünüyle uzaklaşmanın yol açtığı dengesizlikler üzerinde durduk. Nevevî’nin eserlerini, yaşadığı toplumun ihtiyaçlarına Kur’an ve sünnet rehberliğinde cevap verme gayretinin bir parçası olarak değerlendirdik.

Böylece dersimizde, bir âlimin hayatıyla eserlerini ve yaşadığı toplumun meselelerini birlikte okumanın önemini görmüş olduk. Riyâzü’s-Sâlihîn’in tertibi, rivayetlerinin güvenilirliği ve kullanılan kaynak işaretleri gibi hususları, ilerleyen derslerde metinlerle karşılaştıkça ayrıca açıklayacağımızı belirttik. Gelecek hafta önce müellifin mukaddimesini okuyacak, ardından ihlâs ve niyet konusuna başlayacağız. Bu başlık altında yer alan üç ayet ve on üç hadis eşliğinde, niyetlerimizi ve davranışlarımızı nebevî ölçülerle değerlendirmeye devam edeceğiz.

Dersten Mesajlar

  • Büyüklerin hayatlarını okumak, onların ilim, ahlâk ve gayretlerinden kendi hayatımıza pay çıkarmaktır.
  • Okumaya zaman ayırmak, günlük hayatın tesadüflerine bırakılmayacak kadar kıymetlidir.
  • İlim yolunda ilerlemek, samimi niyet, disiplinli çalışma ve devamlılık ister.
  • Hocaya hürmet, ilme ve onu bize ulaştıran emeğe duyulan saygının bir ifadesidir.
  • Gerçek ilmî birikim, tevazu ile güzelleşir; insanı kendini övmeye değil, sorumluluğunu fark etmeye yöneltir.
  • İlim ile amel birbirini tamamlar. Öğrenilen bilginin değeri, ibadete ve ahlâka yansımasıyla görünür olur.
  • Kitaba ve ilme yapılan yatırım, başkalarının da yararlanabileceği kalıcı bir hayra dönüşebilir.
  • Âlimin sorumluluğu, hakikati söylemeyi de kapsar; yöneticilere nasihat ve gerektiğinde uyarıda bulunmak bunun bir parçasıdır.
  • Bir eseri anlamak için yazıldığı dönemin ihtiyaçlarını da tanımak gerekir.
  • Riyâzü’s-Sâlihîn, Kur’an ve sünnetin rehberliğini gündelik hayatımıza taşımaya davettir.
  • İhlâs ve niyet, ilim öğrenirken de ibadet ederken de kendimize yeniden sormamız gereken temel meselelerdir.

Bir Cevap Yazın

REHBER İFADELER

“Allah’a ve âhirete inanan kimsenin yapacağı en doğru iş ve gideceği en güzel yol, daima hayır söylemesi; insanların irşatlarına, iyiliklerine yarayacak faydalı söz söylemesi veya onlara dünya ve ahiret hakkında bilgi vermesidir. Veya sükut edip gönlünü Hakk’a bağlayıp bir taraftan hatalarını düşünmesi, kusurlarını telafi edecek çareler araması bir taraftan da dinî ve uhrevî hayatı için hayırlı ve faydalı kitapların mütalaasıyla vakitlerini hayırlarda geçirmeye çalışmasıdır. Bu; insana yarayan en güzel bir harekettir.. Bunun için en güzel ve kolay çare; olgun ve kâmil kişilerle dost olmak ve onların sohbetlerinden istifade etmektir.“
~ Mehmed Zahid Kotku, Haklar ve Vazifeler, s. 194.

KATEGORİLER

Emrullah Bolat Tasarladı